Cahiliye devrinden bu yana Mekke’nin ana mezarlığı olan bu mukaddes kabristan, Mescid-i Haram’ın yaklaşık 2 km kuzeyinde yer almaktadır. Mescid-i Cin’e oldukça yakın bir konumda bulunan bu mekan, İslam öncesi dönemde ve ilk İslam tarihlerinde Hacûn ismiyle anılmaktaydı. Allah Resulü (sav), bu kabristanı işaret ederek; “Bu kabristan ne güzeldir” buyurarak buranın manevi değerine dikkat çekmiştir.
Medine’deki Baki Mezarlığı’nın “Cennetü’l-Baki” olarak isimlendirilmesine paralel olarak, Mekke’deki bu ebedi istirahatgah da Türkler arasında “Cennetü’l-Muallâ” (En Yüce Cennet) olarak şöhret bulmuştur.
Mübarek Kabirler
Cennetü’l-Muallâ, İslam tarihinin en güzide şahsiyetlerine ev sahipliği yapmaktadır:
Hz. Hatice (r.anha): Efendimiz’in (sav) sadık ve biricik eşi, müminlerin annesi.
Aile Büyükleri: Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib ve amcası Ebu Tâlib.
Evlatları: Efendimiz’in küçük yaşta vefat eden oğulları Kâsım ve Abdullah.
Bunların yanı sıra pek çok sahabe, tabiin ve İslam alimi de bu toprakta medfundur.
Mimari Tarihi ve Değişimi
Osmanlı döneminde bu kabristana büyük hürmet gösterilmiş, önemli şahsiyetlerin kabirleri imar edilmiştir:
Osmanlı Dokunuşu: Kanûnî Sultan Süleyman, 1543-1544 yıllarında Hz. Hatice Validemiz’in kabri üzerine yüksek kubbeli görkemli bir türbe inşa ettirmiş ve buraya özel bir türbedar atamıştır.
Evliya Çelebi’nin Notları: Meşhur seyyah, eserinde Cennetü’l-Muallâ’da 75 adet kubbeli mezar (türbe) bulunduğunu kaydetmiştir.
Günümüzdeki Durumu
1926 yılında yapılan düzenlemelerle Cennetü’l-Muallâ’daki tüm türbeler yıkılmış ve mezar taşları yerlerinden kaldırılmıştır. Bugün hala Mekke’nin aktif mezarlığı olarak kullanılan alanda herhangi bir türbe veya belirgin mezar taşı bulunmamaktadır.
Buradan toplanan tarihi mezar taşları Riyad’daki müzelere taşınmıştır. 2004 yılında yayımlanan bilimsel çalışmalarda, bu mezarlıktan alınan 591 adet mezar taşının metinleri ve fotoğrafları belgelenerek tarihe not düşülmüştür.
