İnsanlığın ufkunu aydınlatan Hz. Peygamber’in (sav) dünyaya gözlerini açtığı bu mübarek hane, Mekke’nin köklü mahallelerinden biri olan Ebû Tâlib mahallesinde yer almaktadır. Evin soyağacı oldukça eskiye dayanır; Efendimiz’in büyük dedesi Hâşim b. Abdülmenâf’tan oğlu Abdülmuttalib’e, ondan da babası Abdullah’a miras yoluyla geçmiştir.
Kutlu Doğum
Kâinatın Efendisi, Miladi 20 Nisan 571 (12 Rebiülevvel) Pazartesi gecesi, babasından kalan bu mütevazı evde dünyayı şereflendirmiştir. Hicret yolculuğuna çıkarken evi, Hz. Ali’nin ağabeyi Akîl b. Ebî Tâlib’e emanet eden Peygamberimiz, Mekke’nin fethinden sonra şehre döndüğünde ev üzerinde herhangi bir hak talep etmemiş ve mülkiyetini kullanmamıştır.
Tarihsel Dönüşümü
Asırlar boyunca Müslümanlar bu mekana büyük hürmet göstermiştir:
Mescit Dönemi: Abbasî Halifesi Harun Reşid’in eşi Zübeyde Hanım, bu kutlu alanı satın alarak bir mescit haline getirmiş ve korunmasını sağlamıştır.
Kütüphane Dönemi: Suud yönetimi döneminde bina bugünkü formuna kavuşturulmuş ve 1959 (H. 1379) yılından itibaren Mekke Kütüphanesi (Maktabat Makkah al-Mukarramah) olarak hizmet vermeye başlamıştır.
Günümüzdeki Konumu
Bugün bu yapı, Mescid-i Haram’ın hemen dış kısmında, Safa ve Merve tepeleri arasındaki sa’y alanının tam karşısında yer alır. Mina ve Aziziye yönüne giden tünellerin girişine yakın bir konumda bulunan bu mekan, her yıl milyonlarca mümin tarafından ziyaret edilmektedir.
Efendimiz’in (sav) dünyaya ilk adımını attığı bu noktada bulunmak, O’na salât ve selam getirmek, İslam medeniyetinin başlangıcını tefekkür etmek adına eşsiz bir manevi fırsattır.
